Francys Belle, odaya girer girmez bakışlarıyla adamın aklını başından aldı. Burası sıradan bir mekan değildi, sertliğin ve tutkunun hüküm sürdüğü yerdi. Francys’in vücudu ışık altında parıldıyordu; göğüsleri hafifçe kabarıyor, dudakları aralanıyordu. Adamın gözleri, onun kıvrımlarında gezinirken sabırsızlıkla dişlerini sıktı. Bir anda elleri beline dolandı, öyle sıkı sardı ki nefesi kesildi ama bu onları daha da yaktı. Kalın yarak adamın giysisinden çıktıktan sonra hemen onun amcığını buldu; diliyle sivri uçlara vuruyor, sessiz inlemelere sebep oluyordu.
Francys acele etmedi, onu daha fazla cinnet geçirmeden önce iyice ısındırdı. Sırtına dayandı, parmaklarını amcığının içine sürttü ve diliyle sakso başını yaladı. İkisi arasında nefesler hızlandı, gözlerdeki ateş büyüyordu; adam buna dayanamadı ve sertçe kökledi. Amcığın dardı ama istekliden esneyerek ona uyum sağlıyordu. Her itişte Francys acıyla karışık haz içinde inliyordu; adam ise daha da derine gömülüyor, amcığını gaddarca sokuyordu.
Çılgınca hareketler arasında Fransız kadın ayaklarını omuzlarına dolamıştı; bu pozisyonu iyice derinleşip sertleşmeye olanak sağladı. Sert dayamalar her seferinde amcığını acıtıyor ama o kısıtlamayı arzuluyordu; haddini aşıyor, sınırındaki zevki zorluyordu. Yarağının başını alt dudaklarına bastırdığında bütün bedeninde elektriklenme başladı, sesleri yankılanıyordu odada.
Nihayetinde ikisi de dorukta patladılar; adam acımasızca çekerken Francys hırıltılar ve ahlar arasında kendini bıraktı. Amcığı dardı ama kabul etmişti bu kabahati; sert sikiş sonunda gözyaşlarını getirdi ancak o bunu tatlı bir teslimiyet olarak benimsedi. Yarağı son kez vurup çektiğinde ikisi de bitkin ama tatmin olmuştu; bu kaba aşk hikayesinde sınırlar silinmiş, yalnızca acı ve haz kalmıştı.